94 sonuçtan 1-24 arası gösteriliyor

Bir Değişimin Anatomisi – Ulaş Pakir

75,00
Başkaları olmadan biz olamayız. Diğerlerine de önem verin. Onlara da fırsat tanıyın. Kendilerini göstersinler. Görüntüleri onları yansıtmıyor olabilir. Her şey göründüğü gibi değildir. Eğer bir yerde bir yıkıntı varsa mutlaka öncesinde bir yapı vardır ve o değerlidir. O kadar izole olmuşuz ki çevreden, insandan, doğadan… Gözümüzü daha yaşamadığımız geleceğe dikerek kör olmuşuz. Sonlu bir yaşamda sonsuz gibi ertelemişiz her şeyi. Hep göremediğimize, ulaşamadığımıza imrenmişiz. Yollar çizilmiş, saflar bölünmüş… Aynı zaman diliminde farklı boyutlarda yaşamışız. Yanından geçerken burnumuzun direğini sızlatan acılara göz yummuşuz. Sürekli tekliğe, kalabalıklar içinde yalnızlığa itilmişiz. Bu kitabı okuduktan sonra yaşama ve insanlara bakışınız değişecek. İnanın…

İlahi Sırların Keşfi – Hasan Akgül

290,00
Bu eser, Kur'an-ı Kerim’in kendinden önceki peygamberlere verilen ve binlerce yıldır insan aklının zirvesinde yer alan mucize tanımlarının ötesinde, onlardan daha üstün mucizevi niteliklere sahip olduğunu, bu çağın insanlarına aradıkları mucizenin her daim ellerinin altında, gözlerinin önünde olduğunu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Bir kitap hacmi içerisinde bu kadar olağanüstü sır ve mucizevi işaretin bir araya toplanması, Kur'an-ı Kerim’in olağanüstü benzersizliğinin ve bütün peygamberlere verilen en büyük mucize olduğu hususunu destekleyen en muhteşem kanıtıdır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan olağanüstü sırların ve mucizevi işaretlerin henüz anlaşılabilen çok küçük bir kısmına yer verilen eserin yazılış gayesi; onun benzersiz ve olağanüstü, tüm zamanlara meydan okuyan ilahi bir beyan olduğunu göstermek ve okuyucuların Kur'an'ı Kerim'e ve İslam'a yaklaşımlarını olağanüstü bir şekilde değiştirecek bakış açısına sahip olmalarını sağlamaktır.

Güzergâh – Ali Portakal

60,00
Keşke ellerim yetişse umutlarıma, Kalabilsem küçük bir mazeret ile gönül diyarında, İnsanın güzergâhı sevdası olmalıdır. Yürüdükçe yakın, bıraktıkça mesafedir, Yüreğini aç kokla baharın çiçeklerini, Umut olsun güzergâhına. Aleyhine işler bazen zaman, Gayret düşer ömür payına, Al maviyi, turuncuyu, sarıyı rengârenk olsun güzergâhın. Bir tebessümün köşe başı olmalı insan, Gelmeyecekleri halde bekleyen, Anıları duygularına hapseden, Sabır olmalı insanın güzergâhı. Uzaklara odaklanmalı küçük bir portre ile Yeşillere bürünmüş bir sokak olmalı, insanın güzergâhı.

Kitap Okumayı Sevmeyen Çocuk – S. Ali Ellikci

50,00
Kitaplarla aranız nasıl? İyi değilse üzülmeyin. Semih’in de sizin gibi kitaplarla arası iyi değildi. Ama öyle bir şey oldu ki artık okul dışındaki zamanını kitap okuyarak değerlendiriyor. Hatta gece yatağa uzandığında kitabını alıyor ve okuduğu öykü ile birlikte yolculuğa çıkıyor. Tanımadığı ülkelere gidiyor ve oradaki insanlarla tanışıyor. Siz de Semih gibi kitaplarla dost olmak istiyorsanız hemen kapağı açıp okumaya başlayın. İnanın son sayfaya kadar elinizden bırakamayacaksınız. İyi okumalar.

3K Takımı – Coşkun Bulut

50,00
Sevgili çocuklar, değerlerini koruyan, yaşatan öğrencilerin maceralarını okumaya hazır mısınız? Ne olursa olsun iyilikten vazgeçmeyen ve oldukça zeki öğrencilerimiz yeri gelecek yardımdan yardıma koşacaklar, an gelecek ne kadar üretken bir düşünce yapısına sahip olduklarını gösterecekler. Maceraları birlikte yaşamak için sizleri bekliyorlar.

Gibiler Aynasında – Muhammed Burak Tunay

60,00
Gibiler Aynasında, “gibi” ve “ayna” kelimelerinin bir maksat için yan yana dizilerek kelime düzeni almış bir resmi geçit kuşağıdır. * Gibiler Aynasında, manası kendisinde bulunmayıp, başkasının varlığıyla vücut bulan kelimeler atlasıdır. * Gibiler Aynasında, mutlak varlığa kıyasen “gibi” mesabesinde olduğunun bilincinde ve fakat varlığın büyük resmini “aynasında” yaldızlı nişanlarla taşıyor olmanın bir hatırasıdır.

Yıldızların Habercisi Galileo – İsrafil Baran

50,00
Merhaba, ben Galileo Galilei. Dürbünü geliştirerek çok uzakları gösteren teleskobu icat ettim. Teleskobumu gökyüzüne çevirdiğimde ayın yüzeyinin pürüzsüz olmadığını, Samanyolu’nun sayısız yıldızdan meydana geldiğini, Jüpiter’in dört uydusunu ve Venüs’ün evrelerini keşfettim. Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü anlattığım bir kitap yazdım. Yazdığım bu kitap nedeniyle ömrümün sonuna kadar ev hapsine mahkûm edildim. Ölümümden yüz yılı aşkın bir süre sonra fikirlerimin tüm dünya tarafından kabul edildiğini öğrendim. Ben aranızda olmasam da fikirlerimin yaşaması beni çok mutlu etti.

Amaris ve Blue – Rümeysa Karacadağ

59,00
Bildiğiniz masalları unutun ve gelin sizi Amaris ile Blue’nun dünyasına götürelim. Okyanusta, birbirlerinden habersiz yaşam sürdüren ayrı dünyalara ait iki kalbin sessiz çığlıkları yankılanmaktadır. Amaris mutsuzdur. Okyanustaki bir deniz fenerinde babasıyla birlikte yaşamaktadır. Duyamayan ve konuşamayan Amaris, duygularını tuvale yansıtarak oyalanmaktadır. Yavru balina Blue da çevresine uyum sağlayamadığı için dışlanmıştır ve yalnızdır. Bir gün, Amaris ile yavru balina Blue’nun yolları kesişir. Yalnızlıktan sıkılan bu iki kalp kısa sürede dost olur ve birlikte engin maviliklere yelken açarlar.

Ay Olimpiyatları – Coşkun Bulut

50,00
Onlar, manavlarda gördüğünüz, bildiğiniz sebzelerden ve meyvelerden çok farklılar. Çok yetenekli ve becerikliler. Aralarında olimpiyat yarışmaları düzenleyerek yeteneklerini sergilemek istiyorlar. Hem de nerede biliyor musunuz? Ay’da. Neşeli meyvelerle sebzelerin ilginç yarışmalarını okuduktan sonra onlara başka bir gözle bakacaksınız.

Depremden Korkmuyoruz – Hakan Oran

90,00
Değerli çocuklar ve gençler, Depremler içinde yaşadığımız dünyanın bir gerçeğidir. Dün vardı, yarın da var olacaktır. Deprem konusunda korkarak yaşamak ise yapabileceğimiz en büyük hatadır. Çünkü depremden korkmadan yaşamanın formülünü biliyoruz ve siz bu formülü bu kitapta bulacaksınız… Bu kitap bir anlamda depremden korunma ve hayat kurtarma kılavuzudur. Gelecekte sizler de belki mühendis ya da mimar olacak; binalar inşa edecek, inşa edilen bu binalar içerisinde yaşamlar süreceksiniz. Ayrıca bu binaların yapımına izin verecek olanlar belki sizler de olabileceksiniz... İşte bu yüzden, bu kitapta yazılanları çok iyi öğreneceğinizi, aileniz ve çevrenizdekilerle paylaşacağınızı ve bu sayede birçok hayat kurtarabileceğinize inanıyorum...

Yolcu – Mehmet Memdoğlu

100,00
Geçmişin kayıp yılları içinde görmek istediğimiz tüm güzellikleri geri getirmek mümkün olmayabilir ancak elimizde olan ve bize gerçekliği dayatan şey, insan olmanın gereklerine uygun, kendi kültür dünyamıza ait bir medeniyet algısının yeniden canlandırılmasına duyulan temel gereksinim olsa gerek.

Dini ve Bilimsel Temelde Paralel Evrenler ve Yedi Dünya – Hamid Cengiz

125,00
Paralel evrenler konusu modern bilim ve astrofizikte güncelliğini kaybetmeyen popüler bir konudur. Ancak kitapta bu meseleyi bütün ayrıntısı ile dini açıdan da ele almaya çalıştık. Esir ve Sicim Teorisi'yle kâinatın yaratılışındaki sırların bir nebze de olsa açığa kavuşturulduğu bu eserimizde sadece paralel evrenler konusu değil, bu konuyla irtibatlı Yedi Dünya konusu da ayrıntısıyla işlenmiştir. Kâinatta insan hayatına mesken Yedi Dünyanın varlığını İslamî nakillerden izah etmeye çalıştık. İslamî literatürde sadece bu mesele üzerine yazılmış bir eser bulmak mümkün değildir. Bu sebeple eserimiz bu sahada yazılmış ilk müstakil eser olma özelliğine sahiptir. İstifade edilmesi dileğiyle...

Mihenk Taşı – Yaşar Akbaş

105,00
Dile kolay, askerliğim yedi yıla çıkmış gibiydi. Ev, bir kelime iki harften mi ibaretti? Ya evim kelimesi neleri çağrıştırırdı? İçinde yâr ve çocukların olmadığı mekâna ev denebilir miydi? “Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı, içinde salınan yâr olmayınca.” Ozan böyle diyordu. Şair Faruk Nafiz Bey’in Yolcu ve Arabacı şiirindeki arabacının “Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam.” sözlerini şimdi daha iyi anlıyordum fakat heyhat yedi yılda duygu ve his dünyamda o kadar büyük değişiklikler olmuştu ki ama kimin umurundaydı? İçimdeki yıkılışlar bir tek evimin ışıkları değildi ki. Sevgi ile ördüğüm, mücadele ile çözdüğüm, sabır ile dizdiğim bütün değerlerim un ufak olmuştu. Kısacası, gönül mabedimin mihrabı çökmüştü. Benim tenceremde dert, gönlümde ise acı kaynıyordu. O günlerde de dostum kalemim elimden hiç düşmemişti. Kalemim de olmasa muhakkak çıldırırdım. Kerem’in Aslı’ya yandığı gibi “evim” deyip yanmıştım. Ne yalnızlığımı paylaşabileceğim ne de öpüp koklayabileceğim kimsem kalmamıştı. Evim, kaybettirilen mutluluğumdu. Evim, birlikte çay içtiğimiz, karnımızı doyurduğumuz, ailemiz ve dostlarımızla birlikte konakladığımız hanımızdı. Evlerimiz, yorulduğumuz zamanlarda dinlenecek, sırtımızı yasladığımız dağımızdı. Evlerimiz, uykuya vardığımızda bizleri kucaklayarak ana şefkatiyle bağrına basan mekânlardı. Hâsılı evlerimiz, gönül sultanlarımızın bizleri beklediği, çocuklarımızın büyütüldüğü, onlara sevgi, saygı ve görgü kurallarının öğretildiği, bizi dinlendiren, neşe ve mücadele azmi veren müstesna bir mekânın adı değil miydi? “Yurdumdan, yuvamdan kovunca beni / Söyle için rahat etti mi evim Kırk yıllık nikâhın hatırı yokmuş / Yükselip rütbeler aldın mı evim Mazimi ararım, gözümde tüter / Akar gözyaşlarım, yanağım süsler Aşk sevdiğini, göz gördüğün ister / Sen kimin davulun çaldın be evim”

Elif Bezeli Kitap – Rana İslam Değirmenci

80,00
Bembeyaz sayfaya ilk harf yazılır: “Elif…” Kitaba ilk emirle başlanır: “Oku!..” Sayfaların tek hasreti uzun ince bir yol gibi… “Oku!” dendi yüreklere! Emre sadık kalmak için önce ‘Bir göz’ sonra ‘Bir baş’ çizilir, her başlangıca Baş Olan gibi… Kim, nereden bilmiş ki okumadan başa gelecekleri? Belli ki adı Kader!.. Sonsuz bir kitap gibi… Kitaptır… Kitaptır, O! Her sayfası bembeyaz yazılan ve her sayfası aydınlık okunan hayat gibi… Daha ilk sayfada görür gözler: Kitap ışıltılar içinde yazılır ya…

Bir’ce Seyyah – Rana İslam Değirmenci

105,00
İnsan, kuş misali kanatlanıp uçuyor; konduğu yerlere yürek izi bırakarak... Her göçte biraz daha topluyor kanatlarında, hayatın benzersiz, onca rengini... İnsan, kuş misali! Rüzgârın önünde gidiyor "Bir Nefeslik Hayat"ta yüreğiyle uçarak! Her göç, biraz daha büyütüyor insanı. Ve insan, daha sağlam duyuyor hayatın ahengini... Ve... Son sefere yürekleniyor; her bir göçle daha metin, daha içten hazırlanarak... İnsan, kuş misali...

Okulda Şenlik Var – Salman Kapanoğlu

120,00
Çocuklarınızın, okulda neler yaptığını hiç merak ettiniz mi? Çocuğunuzun başarısızlığı, onların dediği gibi gerçekten öğretmenlerde mi? Sahi başarısızlık kimde? Suç öğrencilerde mi, yoksa öğretmenlerde mi? Bu soruların cevabını bulmak ve okulda neler olduğunu görmek istiyorsanız, sizleri öğrenci ve öğretmenlerin başrolde olduğu, birbirinden güzel mizahî öyküleri okumaya davet ediyoruz. Yazar Salman Kapanoğlu’nun kaleme aldığı mizahî öyküler, sizi güldürürken düşündürecek.

Roman Fabrikası – Mustafa Bilgücü

340,00
Yavaş yavaş olmaya başlıyorlardı romancılarım. Bu üçü, büyük edebiyat ödüllerine aday olacaklardı. Kitapları çok satacaktı. On beş yaşındalardı artık. Yazdıklarına bakıyordum. Yeterince dramatik, çelişkili, dengesiz ve hastalıklı değildi. Fabrikanın kor ateşle yanan yüksek bacalı ocaklarına iki damla kan damlattım. Gençlerin gözleri önünde anne ve babalarına işkence etmeye başladım. Bu yaptığım yasal değildi. Ama kim takar ki? Çocuklar şöhretli ve zengin bir “çok satan yazar” olduklarını gördüklerinde anne ve babalarına işkence edip onları bir gece yarısı öldürdüğüm için belki bana teşekkür edeceklerdi. Yeterince acı çekmemişlerdi. Yazı kalitesi hâlâ tartışılıyordu. Ebeveynlerinin işkence görmesi ve öldürülmeleri de bu seviyeyi yükseltmemişti. O beli açık kızlar fabrika önünden geçmeye devam ettiler. Yazarlarım artık on sekiz olmak istiyorlardı. Ama üç sene daha vardı. Tabii onlar öyle sanıyorlardı. On sekiz olduklarında salıverileceklerini zannediyorlardı. Ama benim yazı kölelerimdi onlar. Ölünceye kadar benim için roman yazacaklardı…

Koca Çınar Mustafa Kemal Atatürk – Adam Silver

209,00
Koca Çınar Mustafa Kemal Atatürk hayatında yanıt veremediği tek insanla Mersin ziyaretinde karşılaşmıştı. Atatürk, Mersin gezisinde şehirde gördüğü görkemli büyük binaları işaret ederek çevresinde bulunanlara sormaya başlamıştı. “Bu köşk kimin?” “Kirkor’un.” “Ya şu koca bina kimin? “Yorgo’nun.” “Ya şu apartman kimin?” “O da Salomon’un.” Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: “Onlar bunları yaparken ya siz neredeydiniz?” Toplananların arkalarından yaşlı bir köylünün sesi duyulmuştu: “Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da, Arnavutluk dağlarında, Kafkasya’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam!” der. Atatürk daha sonra bu hatırasını anlatırken şöyle demiştir. “Hayatta cevap veremediğim yegâne insan bu ak saçlı ihtiyar olmuştur.”

Edebiyat Gazetesi – Yücel Aydın

180,00
1932 yılından Beş Hececiler isimli edebi topluluğun şairlerinden Orhan Seyfi Orhon tarafından yayınlanan Edebiyat Gazetesi, Alaska Yayınları bünyesinde 1 Ocak 2023 tarihinde yeniden yayın hayatına başlamıştır. Edebiyatseverlerin ilgisini çekmeyi tekrar başararak ayda ortalama 5 bin, yılda 50 bin okuyucuya ulaşan Edebiyat Gazetesi’nin ilk on iki sayısında Adam Silver, Ahmet Rıfat İlhan, Ahmet Yılmaz Tuncer, Akif Akın Cabı, Alper Kaya, Barış Bozdağlı, Cansu Işık, Cemal Öztürk, Coşkun Bulut, Deniz Boyraci, Deniz Sarıtop, Esra Kuran, Fırat Kasap, Habil Yaşar, Harun Tınas, Hazım Gökçen, Hüseyin Avni Cengiz, Hüseyin Yıldız, İlhan Kılıç, İlkay Coşkun, İlknur Kaya, İsmail Hilal, İsrafil Baran, Kadir Ersoy, Mavi Melek Sulu, Mehmet Ali Talayhan, Mehmet Memdoğlu, Mehmet Sayan, Muhammed Aytekin, Mustafa Bilgücü, Orhan Kumral, Orkun Cabi, S. Ali Ellikci, Selçuk Tanaydın, Sema Maşkılı, Sezgi Kaya, Şebnem Pişkin, Şeyma Yaşar, Tan Doğan, Umut Özkan, Yasemin Cebeci, Yücel Aydın gibi değerli isimlerin yazı, öykü, şiir ve söyleşileri yayımlandı. Zamanın akışında iz bırakan bir yolculuğa çıkan gazetemizin on iki sayısının tıpkı basımının yer aldığı bu kitap, öykülerle, makalelerle, şiirlerle ve söyleşilerle dolu bir hazinedir. Keyifli okumalar dileriz.

Ahir Zamana Yolculuk – Hamid Cengiz

245,00
"Ahir zaman" ifadesi kıyametten önceki asırlarda meydana gelen fitneleri ve savaşları kapsadığı gibi; astrofizik ve uzay gözlem, yapay zekâ, tıp ve diğer bilimsel alanlarda meydana gelen gelişmeleri de kapsar. Bu sebeple kitabın konuları çeşitlidir. Bu eserde dini ve bilimsel temelde paralel evrenler ve yedi Dünya konusu, derli toplu bir şekilde okuyucuyla buluşuyor. Uçsuz bucaksız bu evrende, insanların sadece bu Dünyada yaşadığını zannederiz. Ancak işin aslı öyle değildir. Kâinatta Hadis, tasavvuf ve diğer meselelerin de yer aldığı bu eserde Deccal ve Süfyani, Mehdi ve Yemani, Cehcah ve Kahtani, Nüzul-i İsa, Yec’üc ve Me’cüc, Dabbet-ül Arz gibi ahir zaman alametleri de asrımıza bakan yönleriyle irdelenmiş ve yaşanan tarihsel olaylarla irtibatlandırılmıştır.

Sitare’m – Okan Cevahir

109,00
Bazı kelimeler vardır tek başlarına pek anlam ifade etmezler ama yana yana gelince çok şey değişir insanın kalbinde. Basit ve hızlı söylenir bu kelimeler ama çok kişiyi hareket edemeyecek duruma sokmuştur. En sert yumruktan daha çok acı verebilir bazen ve bazen de anne sevgisine denk bir sıcaklık hissettirebilir kişiye. “İçeri girdim ve çıktım yüksekçe bir yere Urganı geçirdim evet ölüm bu bile bile Derin bir iç çekiş ve doldurdum ciğerleri Son kez, vermek istemiyorum aldığım bu son nefesi…” Bedeninde yaşanmış bir yalanın izleri oluşmaya başlıyor, gözleri doldu ağlamak istiyor işe yaramayacağını bile, bile… Yediremiyordu kendine… Bu sözlerden sonra nasıl sevebilirsin? Nasıl hâlâ fotoğraflarına bakıp iç geçirirsin? Nasıl? Kalbi bu yaraya alışık olmadığını o kadar belli ediyordu ki sanki o an canının çekileceğini anlamıştı. Ölüm ilk defa bu kadar kolay gelmişti ona. Ayrı kaldım gözlerden, sözlerden, gamzelerden. Bir aşk hikâyesi bu, sonu iyi bitmeyenlerden…

Mihrican Vurgunu – Fuat Bostancı

93,00
Mihrican vurgunu, güllere döndüm Beyaz yağmurlarda, yanar yüreğim Bir selâmın gelmez, yıllardan beri Her lahza adını, anar yüreğim İlkyaz hayâlimsin, düşümsün gece Şiirde mısramsın, dilimde hece İsmine türküler, söylerim nice Geleceksin diye, kanar yüreğim Gel bâd-ı sabâm ol, hazanım olma Ölüm fermanımı, yazanım olma Vîran edip gönlüm, bozanım olma Çıkıp geleceksin, sanır yüreğim Unutmak mümkün mü, mahsun bakışı Gözlerine mâhkum, ördüm nakışı Belki de son demim, ömür yokuşu Vuslatın çaremdir, söner yüreğim Ozan Fuat bekler, eline düştüm Yangının sönse de külüne düştüm Mecnun'dan da beter, çölüne düştüm Feryatla acıyı, banar yüreğim

Bir Garip Sevda Türküsü – Ömer Kaya

85,00
Bahçemde esiyor, hazan yelleri Kavurdu ne varsa, soldu solacak Kuruttu gülümü, kaldı dalları Onu da elimden, aldı alacak Hayâller kurardım, düşlerim yitti Çocukluk sevincim, gurbete gitti Dünyamın neşesi, neşvesi bitti Kederler içime, doldu dolacak Vefaya güvendim, vefa boş çıktı Dost dedim kimine, dostluktan bıktı Murat köprüsünü, başıma yıktı Hayatım tarumar, oldu olacak Çileli yaşama, çattım yoruldum Akrepsiz saate, dertle kuruldum Bir deli ırmakça, aktım duruldum Sularım akmadan, yıldı yılacak Mutlu geçen yıllar, sanki kır attı Her geçen gün dünü, mumla arattı İçimde geçmeyen, dertler yarattı Azrail kapımı, çaldı çalacak

Adım İbrahim – Ş. Hüseyin Celep

135,00
Hayatında hiçbir eksiği olmayan nice insanın mutsuzluk tabloları çizdiği bu dünyada, bir de hiçbir şeyi olmayanlar ne yapsın? Her insanın hayatının akışı; doğduğu, yaşadığı çevreye, aile bağlarına göre şekilleniyor. Yokluk içinden çıkmış insan yine yoksulluk girdabında döne döne ömür tüketirken çaldığı kapılar yüzüne kapanıyorsa, açılan kapıların arkasında cehennem varsa ne yapsın? Madde dünyasından mana diyarına sığındığında, peşini bırakmayan hangi eksik tamamlanabilir ki? Bir de üstüne yüklenmiş kaçamadığı sorumlulukları varsa bu labirentten çıkabilir mi? Büyüklerin hayatını yaşamaya mahkûm olmuş çocuk İbrahim, nasıl kurtulacak ve bu dünyada aşk kimin hakkı? Korunmaya çalıştığı gönül dünyasının vurduğu insan, nasıl bir seçim yapmalı?