Yoldan Bir Haber – Fethiye Deniz Demir

295,00
Ben Gizem Özsoy. Aşkı derya bilen ve denizin en mavisine âşık olup mavi vatanı savunma görevini üstlenmiş bir bahriyeliyim. Barlas Güçlü Soykan ise harbiyeli bir üsteğmen, hayatı hissettiklerinden çok gördüklerine yoran karaya âşık bir subay. Vatan topraklarını savunma görevini en iyi şekilde icra edip gerekirse gözünü kırpmadan canını dahi verecek bağlılıktaydı. Askerliği, azmin, gücün ve de irfanın ordusu diye tanımlıyor, mesleğini onur ve gururla icra ediyordu. Biz ilk önce mesleklerimize, sonra birbirimize âşıktık! Hata yapmamız olanaklı, sıkılmamız ise kaçınılmazdı. Sonuçta insandık. Her insan gibi bizde de her şey mümkündü. Biz sevmeyi çok güzel becerdik fakat hayatın bize sunacağı şeyleri kestiremedik. Çünkü ikimizin de önceliği görevlerimizdi. Hayat umutlarla doluydu. Biz bitti desek de aşk kolay kolay bitmeyecekti…

Âşık Hüseyin Topal – Hatice Güzel

95,00
Kahramanmaraş Andırın ilçesi ve çevresinde, kaybolmaya yüz tutmuş âşıklık ve ozanlık geleneğinin temsilcisi ve kültür elçisi Âşık Hüseyin Topal ile ilgili yapmış olduğumuz bu çalışmada, ulaşabildiğimiz kaynaklardan elde ettiğimiz ve derlediğimiz bilgileri, geçmiş ile gelecek arasında bir kültür köprüsü vazifesi görmesi ümidi ve dileğiyle ilk kez kitap haline getirdik. Âşık Hüseyin Topal’ın türkü ve şiirlerinin kaybolması ve unutulması kültürümüz için elbette ki yitik bir hazine değerindedir. Türkülerinde yaşadığı dönemin ekonomik zorlukları ve toplumun ahlak ve kültür yozlaşmasına dikkat çekmiştir. Âşık Hüseyin Topal, eserlerinde yaşadığı bölgenin ağzını kullanmıştır. Şiirlerinde, aşk, sevda, kahramanlık ve ayrılık temalarına yer vermiş, “Âşık Hüseyin” mahlasını kullanmıştır. Türkü ve şiirlerinde, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Sümmeli Bey gibi âşıklık ve ozanlık geleneğinin öncü isimlerinin izlerine rastlıyoruz.

Bir Çiçek Misali – Zübeyde Kozanoğlu

105,00
Can bizde candaş bizde Kan bizde kandaş bizde Eğilmeyen baş bizde Sevdadır Türkiye’miz İl bizde ülkü bizde Mest eden ülke bizde Mert bizde ilke bizde Sevdadır Türkiye’miz Tarih bizde gün bizde Unutulmaz dün bizde Tarihlerden ün bizde Sevdadır Türkiye’miz Baş bizde başlar bizde Dört mevsim kışlar bizde Helâlden aşlar bizde Sevdadır Türkiye’miz

Bir Çocuk Yetişir Dünya Değişir – Mesut İrge

210,00
Bir çocuk yetişir dünya değişir adlı kitabımızın manevi sorumluluğuyla vermeye çalıştığım eğitimimizde her geçen gün sizlerde gördüğüm olumlu gelişimleriniz beni çok mutlu ediyor. Tek hedefim sizleri şampiyon yapmak değil en büyük hedefim şampiyonlukla beraber etik kurallar (saygılı, efendi, dürüst, alçak gönüllü, güvenilir) şampiyonu da yapmaktır. Bu kitabımız ve yapmış olduğumuz çeşitli projelerimizde sizlerin gelişimi için ne kadar çaba sarf ettiğimin en yakın şahitlerisiniz. Sizden istediğim, büyüdüğünüzde etki alanınızı genişlettiğinizde ve karar verici konuma geldiğinizde bu tür projeleri desteklemenizdir. Önce kendinize, sonra ailenize, sonra arkadaşlarınıza, işinize, vatanınıza ve milletinize saygı duyacak bu değerlerinize sahip çıkacaksınız. Bir şeyleri değiştirmek düşünmeyle başlar, bir kişinin harekete geçmesiyle eyleme dönüşür ve milyonlar peşinden gider. Şimdilik ben sizin için düşünenim, siz benim için eyleme geçensiniz ve ulaştığımız her kişi milyonları oluşturacak kişilerdir. O yüzden “Bir çocuk yetişir dünya değişir.” diyoruz. Bu güzel duygu ve temennilerle kitabımızın ikinci baskısının hayırlı olmasını diliyor, sizleri çok seviyorum.

Alaska Macerası – Jules Verne

100,00
Yirmi yıl önce Fransa’dan Amerika’ya göç eden Bay ve Bayan Kaskabel, çocuklarıyla birlikte kurdukları gezici sirk sayesinde kıt-kanaat geçinebiliyorlardı. Sıkıntıya daha fazla dayanamayan Bay Kaskabel, Fransa’ya geri dönme önerisinde bulunur. Öneri kabul görünce hazırlıklara başlanır. New York’a kadar arabayla gidecekler ve oradan gemiye binerek Avrupa’ya ulaşacaklardır. Limana ulaşabilmek için yola çıkarlar ancak yolda, içinde tüm birikimlerinin bulunduğu para kasası hırsızlar tarafından çalınır. Böylece gemi yolculuğu suya düşmüş olur. Bay Kaskabel, Fransa’ya gitme konusunda kararlıdır. Yeni bir rota çizer. O da zorlu Alaska coğrafyası üzerinden Bering Boğazı’na ulaşarak Rusya’ya geçmektir. Çaresiz yola koyulurlar ama bu güzergâhta Kaskabel ailesini için çok tehlikeli sürprizler beklemektedir. Bakalım Kaskabel ailesi Alaska buzullarını geçip Fransa’ya ulaşabilecek mi?

Vahşet Ormanı – Emre İmzalı

110,00
Selçuk ve arkadaşları son sınıf Arkeoloji bölümü okuyan beş Üniversite öğrencisidir. Fakültede süregelen kayıp bir hazine hikayesi vardır. Bu hazineyi bulabilmek için ıssız ve ürkütücü bir ormana giden birçok öğrenciden bir daha haber alınamamıştır. Üniversitede bu kayıp hazine konusuyla ilgilenen Arkeolog Kemalettin Hoca öğrencilerini bu konuda sürekli uyarmıştır. Ancak öğrenciler her şeye gereğinden fazla meraklı oldukları için onu hiçbir zaman dinlememiştir. Öğrencilerden Selçuk’un kız kardeşi Masal hasta olduğu için derhal ameliyat olması gerekir. Selçuk’un ailesinin maddi durumu yeterli olmadığı için Selçuk son çare olarak o kayıp hazineyi bulmaya karar verir. Selçuk hazine hakkında bilgi sahibi olan ve elinde eski bir parşömeni olan Kemalettin Hoca’yı da kandırarak arkadaşlarıyla birlikte o ıssız ormana doğru yola çıkar. Beş öğrencinin de amacı kayıp hazineyi bularak Masal’ın ameliyat ücretini ödemektir. Fakat ormana vardıkları zaman bir vahşet ormanına geldiklerini anlarlar. Organ ticareti yapan ve insan eti yemekten hoşlanan Macar asıllı Loyas ve ailesiyle karşılaşırlar … 2016 yılında yazar tarafından uzun metraj bir film senaryosu olarak kaleme alınan bu gerilim ve aksiyon dolu eser artık bir roman olarak karşımızda…

Kalpler Üşürse – Aydın Adaklı

75,00
Dört gencin hayat hikâyesinden yola çıkan bu eser, onların anne babalarıyla sağlıksız iletişimleri yüzünden bağımlılık tuzağına nasıl düştüklerini gözler önüne seriyor. Ebeveynlere kendi hatalarını göstererek çocukları bağımlılıktan korumayı hedefleyen eser, gençlere ise ailenin kıymetini sarsıcı şekilde sunuyor. Kitabı okuyan ve oyunu izleyen herkes, derin bir empati ile kendi hatalarını görüyor ve en sonunda sevgi kazanıyor. Bu tiyatro eseri, gençleri karanlık girdaplardan çekip çıkararak aile bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Çocuk Yetiştirmede Uzman Anne – Aydın Adaklı

95,00
Annelik, sadece çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak değil, aynı zamanda potansiyelinizi de keşfetmektir. Bir annenin kişisel gelişimi çocuğun başarısına giden yolun anahtarıdır. Bu kitapta, anne olarak kendinize yatırım yapmayı, güçlü ve mutlu bir birey olmayı ve çocuğunuzu en iyi şekilde yetiştirmeyi öğreneceksiniz.

Hazin Bir Hikaye – Mehmet Çobas

140,00
Bir ülkenin huzur bulamamış çorak topraklarından uçsuz bucaksız bir yerlere, ardımdan bir toz bulutu bırakarak uzaklaşıyordum. Acı dolu diyarların, yüzümde kabarttığı soğuk ter damlacıklarını, elimin yeniyle temizliyordum. Bazen duraksar cayardım gitmekten, terk etmekten, edilmekten. Omuzlarımın üzerinden ardıma baktığımda, ardımdan bıraktığım hüzünleri görmemek için bakışlarımı kaçırıyordum. Gitgide gözden kayboluyordum. Korkuyordum yalnız kalmaktan, gri bir kasvetin üzerime çökeceğinden, çaresiz bir vaziyette soluklanmaktan. Ateşli tıngırtıların, kadınların çığırışı, çocukların zırıl zırıl ağlayışı, karanlığın yüz ifadesi gibiydi. Gidişimin sebebiydi aslında: Farah’tan kopmak, sınır ötenin huzurlu ortamına sığınmak…

Her Gerçek Bir Hayal İle Başlar – Merve Çetin

210,00
HEY, SANA DİYORUM; ÇOK GÜZEL ŞEYLER BAŞARACAĞIMIZA İNANIYORUM, GELSENE? Aaa, hadi yapma ama çok istediğin şeyler için hemen vazgeçmek hiç sana göre değil. Biliyorum ben de bu yollardan geçtim. Bazısı aynı olsa da bazısı ise benzerdi ama her şeye rağmen denemek bile çok güzeldi. Çok zorlu bir süreci başarmanın getirdiği o büyük zafer paha biçilemez. Oradan okunduğu kadar basit olmayabilir başarmak. Lâkin bitirmek için önce başlayıp deneyimlemeniz gerekir. Hem nereden biliyorsun yolunun her zaman karamsar olduğun gibi kara ve çetin geçeceğinden? Belki de yolun sonunda başardıklarına sen bile şaşıracaksın. Sen içindeki senden bihabersin bence. Bak Mevlânâ ne demiş bu konuya hitaben: “Kendini küçük görmeyi bırak! Sen yürüyen bir evrensin. Büyük bir potansiyelle doğdun. İdeallerin, hayallerin, gerçekleştirmek istediklerin var. Kanatların var. Sürünmek için değil, uçmak ve yaşamak için doğdun. Elinde ipin var olduğunu bilirken ne diye kuyunun dibinde durmaya devam edersin? Evren senin dışında değil, evren senin bizzat içindedir.” Sen senden vazgeçme ki, hayallerin de hayatından vazgeçmesin… “Hayallerinize giden yolda kameranın merceğini kendi bakış açınıza göre ayarlayın, başkalarına göre değil.”

Ateşe Yürüyenler – Yüksel Ela

290,00
“Bir düş dünyasının korkunç labirentinde bir efsunun eseri mi oldum?” “İster delirdin de, ister inkâr et. Bu bilinmezler dünyasında kayboldun!” Mekân! İnsan! Zaman! Hepsi yabancı… Kayboluşların en derinini yaşayan genç bir kız bilinmezler girdabındadır. Bu yeni dünyadan bir çıkış yolu mümkün mü? Arayış bilgelikte… Bu garip dünyada beyninde dolanan yığınlarca bilinmezliği gün ışığına çıkarmaya çalışırken, ufkunda bir bir beliren, kaybettiği değerleridir. Hiç tanımadığı yeni duygularla da tanışır: Aşk! Gözlerini akıllara durgunluk veren bir mücadelenin içinde açmıştır. Bir karınca karşı koyabilir mi orman yangınına? Mücadele kendi mücadelesidir aslında. Ve bulduğu, safi kendi yitiğidir.

Hüma’nın Kimliği – Muhammet Kaya

210,00
Görevli, Hüma’nın kimliğini küçük, kırmızı malzeme kutusundan çıkardığı küçük bir delgeçle deldi. Delgeçin, kimliği delerken çıkardığı takırt sesi Bayram’ın yüreğini de deldi. Boğazı düğümlendi, gözleri doldu. Görevli, kimliği kutuya koyacaktı ki, Bayram kimliği kendisine vermesini rica etti. Önce “Olmaz,” dedi görevli, ama Bayram ısrar edince kırmadı onu. Bayram, elleri titreyerek aldı kimliği. Gözlerinden yaşlar süzülürken “Kaydını henüz yaptırmıştık… Ne çabuk,” dedi. Görevli araç hareket edip uzaklaşırken, Bayram yolun ortasında elinde kimlikle öylece kalakaldı… Oysaki yaşam adına verilmeliydi tüm çaba. Yaşayanın kıymet gördüğü bir sistem hayal olmamalıydı. Yıkıldıktan sonra tartışılan evin- barkın, hastalandıktan sonra konuşulan sağlığın, zulüm reva görüldükten sonra sağlanmaya çalışılan adaletin gerisinde kalmıştı sistem, insan, düşünce ve fikir…

Kıyı – Hüseyin Avni Cengiz

95,00
Yaşam, ölümün ve sonsuzluğun kıyısında ne çok öykü biriktiriyor böyle. Beklentiler, hayal kırıklıkları, ayrılıklar, özlemler, mutluluklar… Bütün bunlar aslında biriktirdiğimiz öykülerin türü, dosya uzantısı gibi. Ve hepsinde yaşamın farklı bir boyutu belirginleşiyor. Bunları yazmak ise, sınırlı varlığımızın sınırlarını biraz da olsa aşmak anlamına geliyor belki de. Okumak da aynı şekilde… “Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil.” demiş büyük ozan Fuzulî. Bunca öykü içinden yaşamı anlamlandırdığını düşündüğüm birkaç öykümü seçtim. Kayda geçsin istedim. Bu kadarını olsun söylemeseydim olmazdı.

Prometheus – Çağrıl Taştan

75,00
Kartallar da yorulmuştu, Ciğerlerini kemirmekten Unutulmuştu bir dağ başında, Hermes gelmişti fısıldamıştı kulağına "Bak şimdi, bak şu insanlara Değer miydi bunlar için Zeus tanrıya karşı koymaya?" Prometheus "Değmez miydi? Haksızlığa karşı koymaya, Kibir zincirlerini, gecenin genç tanrılarının Boyunlarına asmaya… Ateşi kuşanıp, karanlıkta kalmış Ruhları sarsmaya?”

Evdeki Yabancı – İsrafil Baran

80,00
Yemek masamızda gördüğünüz bu yabancı kadın, evimize 2002 yılında musallat olmuştu. Çok iyi hatırlıyorum. Ocak ayıydı. Babam mutfaktan beni çağırmıştı. Akşam yemeği hazır olduğu için seslendiğini düşünmüştüm. Odamdan çıktığımda mutfağın kapısının önünde durmuş, oraya girmemem gerektiğini anlatmak için eliyle 'git, git' işareti yapıyordu. Babamın gözlerindeki korkuyu görmüştüm. O an bir şeylerin ters gittiğini hissetmiştim. Neler olduğunu anlamak için ona yaklaştım. Babam kısık sesle anlatmaya başladı. “Beni dikkatlice dinlemeni istiyorum. Evimizde davetsiz bir misafir var. Onu görmemezlikten gelmeni ve gözlerini benden ayırmamanı istiyorum. O sana fısıltıyla bir şeyler söyleyecek. Senin peşinden gelecek. Senin iletişime geçmen için elinden geleni yapacak. Senin için çok zor olacak biliyorum fakat onunla sakın konuşma. Çok yakında bu evden gidecek. Sana söz veriyorum. O yokmuş gibi davranıp onu düşünmemeye çalışmalıyız. Onun gitmesinin tek yolu bu.”

Bir Mevsim Bulmalıyım Nilüfer Akıngül

75,00
Bir mevsim bulmalıyım; sararmayan, solmayan. Ne baharı ne yazı, kışı karı olmayan. Güneşin batmadığı, yıldızın sönmediği, Giden derdin kederin, bir daha dönmediği. Adeta gönüllenmiş âminlere ellerim. Zorla ikna oluyor, yakarışa dillerim. Kanatlar istiyorum; hüthütten, ebabilden, Ama gelen tek cevap, “Sus” diyor Azrail’den!?.

Dönemeç – Nilüfer Akıngül

80,00
Gözün karası, keşke silebilse bahtın karasını. Doğumla başlayan yolculuk, ölüm denen hüzünle nihayetlenmeden güle oynaya mutluluğu yakalayıp sarılsa insan. Bir defa dizinde uyuyabilse huzurun. Fotoğraf çekinirken, -poz derdine düşmeden- içinden geldiği gibi gülebilse. O zaman yaşamanın günlerle kayda geçen tarihi, belki de anlam kazanır.

Uğultu – Mustafa Ağcan

75,00
Bir harf yansır Kalpten akla Alır gider onu Bırakır en derin duygulara Coşar duygular Dinlemez kimseyi Yelkenidir artık Bembeyaz kâğıtlara serilen kelimeler Kimi zaman duygular yön verir insanoğluna, kimi zaman da insanoğlu duygulara. Gözleri iç dünyaya bakan bir kalp adamının kalbinden kopan dizelerinin kâğıtlarda vücut bulmuş halidir bu kıymetli dizeler. Her okunuşta, farklı hislere gebe olan bu mısralar, hüzünlü kalplerin neşe sahiline vurmasına vesiledir. Çağladıkça çoğalan memba gibi, farklı ruhlarda kendine dostlar edinir ve dilden dile dolaşır.

İhtiraslar ve Dizginler – Berat Özdemir

70,00
Bir kere maşuk aşıka yürü demiş durur mu? Hele zindandan bir çıksın gönül dili durur mu?

Concierge – Kerem Katıoğlu

115,00
Oteller yapı olarak daima kolay tasarlanır. Yani kapısından içeriye girdiğinizde sizlere "hoş geldiniz" diyen bir lobisi vardır. Gitmek istediğiniz yerleri bulmak için çok çaba sarf etmezsiniz. Resepsiyon genellikle hemen karşınızdadır, asansörler hızlı ulaşılabilen bir açıdadır. Odalar, restoran ya da diğer bölümler için basitçe görebileceğiniz yönlendirmeler yerleştirilmiştir. Ve size "hoş geldiniz" diyen lobinin en ulaşılabilir köşesinde CONCIERGE vardır. Peki kimdir Concierge, görevleri ve standartları nelerdir?

Sağlık Olsun – M. Esra Kaya

145,00
TRT Haber ekranlarında beş yılı aşkın süre boyunca yayınlanan Sağlık Olsun programında yolu sağlıkla kesişen, insanlara şifa dağıtmak için ömrünü adamış onlarca konuğun dilinden birbirinden güzel pozitif yaşam öykülerini okumaya hazır mısın? Yazar M. Esra Kaya, Sağlık Olsun programına konuk olan çok değerli profesörler ve doktorlarla yayın öncesinde ve reklam arasında kendi aralarında konuştukları birbirinden ilginç konuları okura kendi üslubuyla aktarıyor. Çaresiz sanılan, korkulan, tedavisi yok denilen pek çok hastalığın tedavi şansı olduğu müjdesinin verildiği satırları okurken huzur bulacak, sağlıklı olduğunuza şükredeceksin. Ve gönlünden şu cümleler dökülecek, 'Daha gidilecek çok yol, atılacak çok adım, yapılacak çok iş, alınacak edilecek çok dua var. Yeter ki SAĞLIK OLSUN…'

Senden Değerlisi Yok – Hatice Ataş

75,00
Sen ki milyarca insan içinde şu an karakterinle ve ahlakınla teksin. İçinle ve dışınla… Şu dünyaya senin gibi gelmedi ve gelmeyecek. Seni yaratan, senin her bir azana ayrı ayrı özenip ve sana ayrı bir kader yazmış ve hiç bir yazgısı tesadüf değil. Seni yaratan, sana bu kadar özenmişken, sen kendine neden değer vermezsin ey can? Biliyorum ki şu an bu satırları okursan muhtemelen kendini geliştirmek istediğin yönlerin var ve herkesin mutlaka olmalıda. İlk olarak kendini sevmekten başlamak gerekli. Sana verileni sev ve razı ol. Sana verilen dış güzellikleri sev. Elini, gözünü, gönlünü sonra yazgını sev ve sana verilen kaderi sev. Mevla’nın verdiğine razı olmak kendini sevmektir ey can. Çünkü o kader sadece sana yazıldı. Onu yazarken her bir ayrıntısına özenildi. Ve hayatındaki her bir olayın perde arkasını anla. Her bir canlı onun emrinde unutma. Ders çıkar. Anladıysan bir şeyleri, bir daha o kuyuya düşme ey can. Sen kendini sev, Rabbini sev, Ondan gelen her şeyi sev…

Kundaktan Okula Çocuk – Şüheda Çetin

150,00
Kundaktan okula çocukların fiziksel, psikomotor, zihinsel, dil, ahlak, kişilik ve duygusal gelişim alanları tek tek detayları olarak anlatılmıştır. Her bölüm kendi içinde; bebeklik dönemi(0-2), ilk çocukluk dönemi(3-6) olarak iki bölümde incelenmiştir. Her gelişim alanının sonunda, anlatılan gelişim alanı ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve çözüm yolları anlatılmıştır. Anlatılan gelişim alanı ile ilgili aileye ve öğretmenlere öneriler kısmı bulunmaktadır. Okuyacağınız bu kitap bilimsel olarak kabul edilmiş temel bilgileri anlatmanın yanında özellikle gelişim alanları ile ilgili karşınıza çıkacak sorunlara değiniyor. Bu sorunlar çocukta görüldüğünde ailelerin ve çocukla ilgilenen herkesin çözüm bulacağı bilgileri içeriyor. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıfına gelen bir çocuğun dünyasını yakından tanımasına olanak sağlarken, gelişim alanıyla ilgili destekleyici ipuçlarını içeriyor. Her çocuk, ilerinin bir yetişkini oluyor. İşte bu kitap kalbine dokunacağınız çocukları iyi tanımanız, onların dünyasına bakabilmeniz için yazıldı. Elini tuttuğumuz, gözlerinin içine baktığımız, gülümsediğimiz her çocuğun kalbine dokunabilmemiz dileğiyle…

Son Şaman – Cem Soydemir

245,00
Bu eserde Ankara’da yaşayan genç ve başarılı bir iş adamı olan Mehmet’in Şaman soyundan geldiğini öğrenmesi ve sonrasında olağanüstü paranormal yetenekleri olan şamana dönüşme yolculuğunda yaşadığı olaylar akıcı bir dille okura sunuluyor. Mehmet’in yolculuğunda Şamanizm ile Gök Tanrı, Erlik, Tanrıça Umay ve Ülgen tanrılarının dünyasına kısa bir yolculuk yaparken parapsikoloji biliminin sınırlarında gezinecek, Mehmet ile Sinem’in üniversitede başlayan tutkulu ama hüzünlü aşklarına şahit olacaksınız. İlk aşk deneyimlerinizi hatırlarken Gökçeada, Ankara, Çıralı, Sivrihisar gibi pek çok yerde kısa bir gezintiye çıkacaksınız. Suriye’de esir hayatı yaşayan dört kişilik bordo bereli ekibin ve ailelerinin acılı hikâyesini okurken, Binbaşı Demir ile askeri operasyonlara katılacak ve yaşadığı kafa karışıklıklarına ortak olacaksınız. Yaşlı çift Yorgos ve Agata’nın acılarını paylaşırken, cami imamının oğlu kumarbaz Doğan’ın, aklının ve vicdanın derinliklerindeki çatışmalarını, muhasebelerini, pişmanlıklarını öğrenecek, hippilerle tanışacak, Nasreddin Hoca ve Bacanak ile neşelenecek, Türk Pembe Panter ile düşüncelere dalacaksınız. Dünya gazinolarında en çok oynanan Blackjack ve Poker oyunlarını öğrenip, heyecanlı bir iki oyun izleyeceksiniz.

İnsan Denizi – Nazmi Koçyiğit

95,00
Ufkun yere indiği Ufkun çöktüğü yeryüzündeyiz Ve tepemizde kocaman bir acımazsızlık Can cana muhtaç, can cana hasret iken Benim canım senin canının canıdır şimdi Kucağımda duran bebeli kundak Gürültü ile büyüyecek, sokaklarda taş atacak Kara bahtının kara yazgısına Mor dağlara sevdalı olsa da hayâli Benimde sabrım tükenmiş ise eğer Coşan pınarlar, kabaran seller engel Yıkılmamalı küçük köprüler kapanmamalı dar geçitler Ruhum kardeş renklerle sarılmış sımsıkı gökkuşağına KOÇYİĞİT insan denizinin gemisi hiç batmasın hemi

Dedektif Bay Türkçe – Coşkun Bulut

95,00
Türkçemize akıl dolu yaklaşımlarıyla dikkatleri üzerine çeken dedektifimiz, soluksuz okuyacağınız bir macera ile karşınıza çıkıyor. Dedektif Bay Türkçe, hayatının her alanına Türkçeyi yerleştirerek olayları anlamanın ötesinde olaylara dilin incelikleriyle akıl dolu bir dokunuş sergiliyor. Türkçeyi sevdirmek, kelime hazinemizi arttırmak, dilimizin güzelliklerini ortaya çıkarmak, dilimize farklı bakış açılarından bakabilmek amacıyla kaleme alınan bu eser dilimizin zenginliklerini genç okurlara sunmaktadır. Bir olaya kaç farklı düşünce tarzıyla yaklaşabilir ve onu kaç farklı yöntemle çözebiliriz? Gelin birlikte deneyelim!

Anka’nın Gözyaşları – Soner Irmak

99,00
Kolay mı bir kalbe girmek Yaralı bir kalbi sevebilmek İncitmeden, kırmadan, dökmeden Yaralı bir kalbi sevmek kolay mı? Girdiğin o kalpte uzun süre kalabilmek İki gün değil bir ömür boyu sevmek Yolun sonu karanlık bile olsa Sevebilmek girdiğin o kalbi Uzakta bile olsa sevdiğin o kalp Sevebilir misin gene adam gibi Yalnız onu sevebilmek gerek Sendeki kalbin ruh eşini bulabilmek

Kahır Mektubu – Kazım Kaya

75,00
Buyurun demlenelim Birkaç bardak çay Birkaç dal sigara Bu sohbette neşe yok Yazılan kahır mektupları okunur Yaprak yaprak intikam için Verilen bedellerin hesabı sorulur Zarfı yok pulu yok elden atılır Gönülden atıldığı gibi Düştüğü yere yara olur Yâre değil, yara için Yaramdan akan irin gibi Yakıyor sinemi Kül tablama uzanan sigara gibi Zarflara kilitlenir arzu hâlim Bitmiştir kahır mektubum Gelir cevabı ahir zamana Bir adın var herkesin bildiği Yine de zarfın üstüne adımı Herkes bildiği için adrese de Senin adresi yazdım Üstüne çay döküldü Sigara kokar bunun Bunun kahır mektubu olduğunu Dağıtan postacı bile anlar

Zor Adam – Kazım Kaya

145,00
"Zor Adam" edebî türlerden şekil olarak bir kaç türü içinde barındıran bir eser. Biraz roman, biraz senaryo, biraz hikâye hatta biraz da tiyatro kokusunda bir eser. Eser, başından sonuna bir solukta okunabilecek edebî bir dille yazılmış... Seçilen konu aşk ve terör ekseninde tasarlanmış olduğundan, eser bir solukta okunabiliyor. Yani eser hem tema hem de yazılış açısından orijinal ve sürükleyici... Eserin iki ana kahramanının Bolu'dan Silopi'ye uzanan aşk, macera ve gergin olaylar ekseninde bir kaç güne yayılan yolculukları heyecan ve aksiyonlarla dolu... Bu da eseri, okumaya başlayanı elinden bir türlü bıraktırmıyor. "Zor Adam" Terör, devlet, töre ekseninde yaşanılmış hayal ürünü bir konuyla örgülenmiş bir eser. Severek okuyacaksınız ve kitabı elinize aldığınızda, iddia ediyoruz bir daha bırakamayacaksınız...

Mavi Adalar’da Hayallere Yolculuk – Akkız Tıraş

150,00
Merhaba çocuklar. Kanatlanan Abla ile Mavi Adalar’da güzel bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Mavi Adalar’daki ormanda yürürken sizin gibi yetenekleri olan farklı hayvanlar ve bitkilerle karşılaşacaksınız. Bu eğlenceli yolculukta yer yer gülümseyecek, yer yer düşüneceksiniz. Bu yolculuk çok heyecanlı geçecek. Neden mi? Çünkü yolculuk boyunca Kanatlanan Abla hep yanınızda olacak. Pamuk şeker tadında okumalar diliyoruz.

Yerdeki Hesap – Toprak Bora Cebeci

85,00
Tanrı sıkılmıştı. Tanrının hikâyesi de evrenin hikâyesiyle başlar aslında. Çünkü öylece olmakla olmuş olunmaz. “Ol” demek bir nevi olmanın ötesine geçmektir. Yani Hegel’in bahsettiği “İnsan olumsuzlayan eylemdir,” fikri bir bakıma Tanrı için de geçerlidir. Olumsuzlamak, olmadığın olurken, olmadığını değiştirmek. Ama her ne olursa olsun aslında oluş, her şeyin “olduğu kadar” olmasıdır. Evet ben o eski ben değilim ancak Tanrı da o eski Tanrı değil. Tanrı yalnız, yalın ve ulaşılmaz. Ben de yalnızım. Ben Tanrının yalnızlığının bir senaryosuyum. Onun kötü bir kopyasıyım. “Ben tektim, bilinmek istedim.” Evet, Tanrı sıkılmıştı.

Ateist ve Deistlerin Modern Sorularına Cevaplar – Hamid Cengiz

155,00
Eserimizde Ateist ve Deist çevrelerin medya aracılığıyla sık sık dile getirdiği 49 sorunun cevapları yer alıyor. Eserde yer alan bazı konular: Evrim Ağacı Platformu'nun mantık dışı iddiaları ve kötülük problemi, Hz Musa'nın yaşadığına dair tarihsel kayıtlar İslam dini, Sümer dininden mi geldi? Haddinden fazla abartılan bir medeniyet: Sümerler Sümerler ve Anunnakiler, Nefilimler, Düşmüş Melekler ve Harut, Marut bağlantısı, Destanlarda ve kutsal kitaplarda Nuh Tufanı, Allah'ın zatı üzerine paradoks problemleri, Evrene hakim olan kaos mu düzen mi? Huri konusu ve diğer meseleler...

Hicran – İsmail Gömük

105,00
Bu roman size tarihin, felsefenin, dramın ve yaşam üzerine düşüncelerin bir karmaşasını sunacak; tecrübelerin bir insanı hayatı anlamaya nasıl ittiğini ve hislerinin nasıl daha da yoğunlaştırdığını gözler önüne serecek. Hicran kelimesinin anlamı ayrılıktan doğan onulmaz acı olarak açıklanır. Bu romanda hicran duygusunu derinden hissedeceksiniz. Büyük şair Yahya Kemal’in de dediği gibi bu hayatın kendisi hicranlı bir süreçtir ve asla bitmeyecek matemlerle doludur. Önemli olansa ne olursa olsun umudu kaybetmemek ve son nefesine kadar yaşamaya değer bir şeyler bulabilmektir bu hicranlı hayatta. Bu yüzden diğer bir büyük şair Nazım Hikmet’in söylediklerini de eklemekte fayda var: İşin gücün yaşamak olacak, yaşamayı ciddiye alacaksın…

Futbolcu Olmanın 10 Altın Kuralı – Polat Onat

65,00
Futbolcu olmak ister misiniz? “Eveeet!” diye cevapladığınızı duyar gibiyiz. O zaman bu kitabı mutlaka okumalısınız. “Futbolcu Olmanın 10 Altın Kuralı”nı öğrendiğinizde, futbolcu olmak için gereken ilk adımı atmış olacaksınız. Kitabımızı dikkatle okuyan her gencin “futbolcu” olmayı başaracağına tam garanti veriyoruz! Şaka şaka… Bir kitap okumakla hemen futbolcu mu olunurmuş yahu! Futbolcu olmak öncelikle yetenek işidir arkadaşlar. Futbolcu olma konusunda elbette garanti veremeyiz. Ancak bu kitabı okuyanların, keyifli bir okuma serüveni geçireceğini ve vaktin nasıl geçtiğini anlamayacağını iddialı bir şekilde söyleyebiliriz.

Çocuklar İçin Atatürk – S. Ali Ellikci

70,00
Bu dünyadan birçok kral ve devlet adamı geldi geçti ama hiçbiri büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk kadar milletinin gönlünde iz bırakmadı. O’nun kadar sevilmedi; sayılmadı. Aradan onca yıl geçmesine rağmen Atatürk’e olan sevgimiz artarak devam ediyor. O’nun hakkında yüzlerce kitap yazıldı. Yabancı ülkelerin yazarları bile kitaplarında O’nun ne kadar büyük bir deha olduğunu anlatıyorlar. Bu kitap, Atatürk’ün çocukluğundan başlayarak yaşamını, çocuklarımızın anlayacağı dilde anlatıyor. Zevkle okuyacağınızı umuyoruz.

Kalemsiz Şair – Mehmet Cüneyt Temizel

64,00
Bir Ayaz'ın ortasında üşür gibiyim. Oysa mevsim bahar… Bahçedeki çiçekler de solmuş, ilkbahar ortasında. Mevsim bahar ama hayatlar karakış... Bir umut, bir hayal yok artık. Hissizliğin, tükenmişlik hâli olsa gerek, hayat belki devam ediyor. Fakat böyle bir dünyada böyle bir hayatı nasıl yaşar insan? Nasıl eskisi gibi hayaller kurup nasıl umutla yaşanılır ki?

Umuda Yolculuk – Elif Ünal Yıldız

130,00
Ankara’nın cevval ceza avukatı olan Deniz Yıldız, tehdit içerikli telefonlar almaktadır. Bir telefon konuşması sonrasında arkadaşı Yağmur, çocuk yaşta ailesinin zorlamasıyla yaşadığı evlilik sürecinde görmüş olduğu psikolojik ve fiziksel şiddetten kurtulmak için yaşadığı şehir olan Diyarbakır’dan kaçarak Ankara’ya doğru giden “Umuda Yolculukta” başından geçen olayları anlatır. Eserde Yağmur’un umuda yolculuğunun yanı sıra Deniz Yıldız’ın müvekkilleriyle davaları ve yeni tanıştığı insanların hikayeleri de okuyucuya sunuluyor. “Geçen yaz hayaller vardı; umutlar vardı. Şimdi ise herkesin yüreğinde bir enkaz...”

Ben de Varım – Harun Tınas

230,00
Hayat bana hiç iyi şeyler yaşatmamıştı. Her daim fırtınalar kırdı dallarımı. Ben hayattan açık renkler isterken, hayat bana her daim koyu renkler verdi. Ben hep koyu zamanların seferisi kaldım. Kışları hiç sevmezdim, hep zemheri kışları yaşadım. Özlem duyar oldum ben çocukluk çağlarıma. Özlem tanem olsa da çocukluğum, biliyorum. Gelmez bir daha, gelmez! O yüzden Fatihalar okur oldum çocukluğumun ardından. Benim hayallerim vardı, gerçek olmayınca, içimde hep bir ukde olarak kaldı… Her şeye rağmen bu günlere de şükür! Bir zamanlar çok küsmüştüm hayata… Utanıyordum eğri bedenimden. Hep “Neden ben?” diye sorgulardım. Hep içime ağlardım. Kimse anlamazdı beni! Hatta ailem bile. Ama her şeye rağmen en büyük yardımcım ailem oldu. Özellikle de eli öpülesi annem. Şimdi herkes anlıyor beni, çünkü yazdım her bir derdimi. Başardım bir var olma mücadelesi sonunda ‘’BEN DE VARIM’’ demeyi.. UNUTMAYIN! HER ZORLUKTA YENİ BİR UMUDA KAPILAR AÇILIR…

Bir Değişimin Anatomisi – Ulaş Pakir

75,00
Başkaları olmadan biz olamayız. Diğerlerine de önem verin. Onlara da fırsat tanıyın. Kendilerini göstersinler. Görüntüleri onları yansıtmıyor olabilir. Her şey göründüğü gibi değildir. Eğer bir yerde bir yıkıntı varsa mutlaka öncesinde bir yapı vardır ve o değerlidir. O kadar izole olmuşuz ki çevreden, insandan, doğadan… Gözümüzü daha yaşamadığımız geleceğe dikerek kör olmuşuz. Sonlu bir yaşamda sonsuz gibi ertelemişiz her şeyi. Hep göremediğimize, ulaşamadığımıza imrenmişiz. Yollar çizilmiş, saflar bölünmüş… Aynı zaman diliminde farklı boyutlarda yaşamışız. Yanından geçerken burnumuzun direğini sızlatan acılara göz yummuşuz. Sürekli tekliğe, kalabalıklar içinde yalnızlığa itilmişiz. Bu kitabı okuduktan sonra yaşama ve insanlara bakışınız değişecek. İnanın…

İlahi Sırların Keşfi – Hasan Akgül

290,00
Bu eser, Kur'an-ı Kerim’in kendinden önceki peygamberlere verilen ve binlerce yıldır insan aklının zirvesinde yer alan mucize tanımlarının ötesinde, onlardan daha üstün mucizevi niteliklere sahip olduğunu, bu çağın insanlarına aradıkları mucizenin her daim ellerinin altında, gözlerinin önünde olduğunu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Bir kitap hacmi içerisinde bu kadar olağanüstü sır ve mucizevi işaretin bir araya toplanması, Kur'an-ı Kerim’in olağanüstü benzersizliğinin ve bütün peygamberlere verilen en büyük mucize olduğu hususunu destekleyen en muhteşem kanıtıdır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan olağanüstü sırların ve mucizevi işaretlerin henüz anlaşılabilen çok küçük bir kısmına yer verilen eserin yazılış gayesi; onun benzersiz ve olağanüstü, tüm zamanlara meydan okuyan ilahi bir beyan olduğunu göstermek ve okuyucuların Kur'an'ı Kerim'e ve İslam'a yaklaşımlarını olağanüstü bir şekilde değiştirecek bakış açısına sahip olmalarını sağlamaktır.

Güzergâh – Ali Portakal

60,00
Keşke ellerim yetişse umutlarıma, Kalabilsem küçük bir mazeret ile gönül diyarında, İnsanın güzergâhı sevdası olmalıdır. Yürüdükçe yakın, bıraktıkça mesafedir, Yüreğini aç kokla baharın çiçeklerini, Umut olsun güzergâhına. Aleyhine işler bazen zaman, Gayret düşer ömür payına, Al maviyi, turuncuyu, sarıyı rengârenk olsun güzergâhın. Bir tebessümün köşe başı olmalı insan, Gelmeyecekleri halde bekleyen, Anıları duygularına hapseden, Sabır olmalı insanın güzergâhı. Uzaklara odaklanmalı küçük bir portre ile Yeşillere bürünmüş bir sokak olmalı, insanın güzergâhı.

Kitap Okumayı Sevmeyen Çocuk – S. Ali Ellikci

50,00
Kitaplarla aranız nasıl? İyi değilse üzülmeyin. Semih’in de sizin gibi kitaplarla arası iyi değildi. Ama öyle bir şey oldu ki artık okul dışındaki zamanını kitap okuyarak değerlendiriyor. Hatta gece yatağa uzandığında kitabını alıyor ve okuduğu öykü ile birlikte yolculuğa çıkıyor. Tanımadığı ülkelere gidiyor ve oradaki insanlarla tanışıyor. Siz de Semih gibi kitaplarla dost olmak istiyorsanız hemen kapağı açıp okumaya başlayın. İnanın son sayfaya kadar elinizden bırakamayacaksınız. İyi okumalar.

3K Takımı – Coşkun Bulut

50,00
Sevgili çocuklar, değerlerini koruyan, yaşatan öğrencilerin maceralarını okumaya hazır mısınız? Ne olursa olsun iyilikten vazgeçmeyen ve oldukça zeki öğrencilerimiz yeri gelecek yardımdan yardıma koşacaklar, an gelecek ne kadar üretken bir düşünce yapısına sahip olduklarını gösterecekler. Maceraları birlikte yaşamak için sizleri bekliyorlar.

Gibiler Aynasında – Muhammed Burak Tunay

60,00
Gibiler Aynasında, “gibi” ve “ayna” kelimelerinin bir maksat için yan yana dizilerek kelime düzeni almış bir resmi geçit kuşağıdır. * Gibiler Aynasında, manası kendisinde bulunmayıp, başkasının varlığıyla vücut bulan kelimeler atlasıdır. * Gibiler Aynasında, mutlak varlığa kıyasen “gibi” mesabesinde olduğunun bilincinde ve fakat varlığın büyük resmini “aynasında” yaldızlı nişanlarla taşıyor olmanın bir hatırasıdır.

Yıldızların Habercisi Galileo – İsrafil Baran

50,00
Merhaba, ben Galileo Galilei. Dürbünü geliştirerek çok uzakları gösteren teleskobu icat ettim. Teleskobumu gökyüzüne çevirdiğimde ayın yüzeyinin pürüzsüz olmadığını, Samanyolu’nun sayısız yıldızdan meydana geldiğini, Jüpiter’in dört uydusunu ve Venüs’ün evrelerini keşfettim. Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü anlattığım bir kitap yazdım. Yazdığım bu kitap nedeniyle ömrümün sonuna kadar ev hapsine mahkûm edildim. Ölümümden yüz yılı aşkın bir süre sonra fikirlerimin tüm dünya tarafından kabul edildiğini öğrendim. Ben aranızda olmasam da fikirlerimin yaşaması beni çok mutlu etti.

Amaris ve Blue – Rümeysa Karacadağ

59,00
Bildiğiniz masalları unutun ve gelin sizi Amaris ile Blue’nun dünyasına götürelim. Okyanusta, birbirlerinden habersiz yaşam sürdüren ayrı dünyalara ait iki kalbin sessiz çığlıkları yankılanmaktadır. Amaris mutsuzdur. Okyanustaki bir deniz fenerinde babasıyla birlikte yaşamaktadır. Duyamayan ve konuşamayan Amaris, duygularını tuvale yansıtarak oyalanmaktadır. Yavru balina Blue da çevresine uyum sağlayamadığı için dışlanmıştır ve yalnızdır. Bir gün, Amaris ile yavru balina Blue’nun yolları kesişir. Yalnızlıktan sıkılan bu iki kalp kısa sürede dost olur ve birlikte engin maviliklere yelken açarlar.

Ay Olimpiyatları – Coşkun Bulut

50,00
Onlar, manavlarda gördüğünüz, bildiğiniz sebzelerden ve meyvelerden çok farklılar. Çok yetenekli ve becerikliler. Aralarında olimpiyat yarışmaları düzenleyerek yeteneklerini sergilemek istiyorlar. Hem de nerede biliyor musunuz? Ay’da. Neşeli meyvelerle sebzelerin ilginç yarışmalarını okuduktan sonra onlara başka bir gözle bakacaksınız.

Depremden Korkmuyoruz – Hakan Oran

90,00
Değerli çocuklar ve gençler, Depremler içinde yaşadığımız dünyanın bir gerçeğidir. Dün vardı, yarın da var olacaktır. Deprem konusunda korkarak yaşamak ise yapabileceğimiz en büyük hatadır. Çünkü depremden korkmadan yaşamanın formülünü biliyoruz ve siz bu formülü bu kitapta bulacaksınız… Bu kitap bir anlamda depremden korunma ve hayat kurtarma kılavuzudur. Gelecekte sizler de belki mühendis ya da mimar olacak; binalar inşa edecek, inşa edilen bu binalar içerisinde yaşamlar süreceksiniz. Ayrıca bu binaların yapımına izin verecek olanlar belki sizler de olabileceksiniz... İşte bu yüzden, bu kitapta yazılanları çok iyi öğreneceğinizi, aileniz ve çevrenizdekilerle paylaşacağınızı ve bu sayede birçok hayat kurtarabileceğinize inanıyorum...

Yolcu – Mehmet Memdoğlu

100,00
Geçmişin kayıp yılları içinde görmek istediğimiz tüm güzellikleri geri getirmek mümkün olmayabilir ancak elimizde olan ve bize gerçekliği dayatan şey, insan olmanın gereklerine uygun, kendi kültür dünyamıza ait bir medeniyet algısının yeniden canlandırılmasına duyulan temel gereksinim olsa gerek.

Dini ve Bilimsel Temelde Paralel Evrenler ve Yedi Dünya – Hamid Cengiz

125,00
Paralel evrenler konusu modern bilim ve astrofizikte güncelliğini kaybetmeyen popüler bir konudur. Ancak kitapta bu meseleyi bütün ayrıntısı ile dini açıdan da ele almaya çalıştık. Esir ve Sicim Teorisi'yle kâinatın yaratılışındaki sırların bir nebze de olsa açığa kavuşturulduğu bu eserimizde sadece paralel evrenler konusu değil, bu konuyla irtibatlı Yedi Dünya konusu da ayrıntısıyla işlenmiştir. Kâinatta insan hayatına mesken Yedi Dünyanın varlığını İslamî nakillerden izah etmeye çalıştık. İslamî literatürde sadece bu mesele üzerine yazılmış bir eser bulmak mümkün değildir. Bu sebeple eserimiz bu sahada yazılmış ilk müstakil eser olma özelliğine sahiptir. İstifade edilmesi dileğiyle...

Mihenk Taşı – Yaşar Akbaş

105,00
Dile kolay, askerliğim yedi yıla çıkmış gibiydi. Ev, bir kelime iki harften mi ibaretti? Ya evim kelimesi neleri çağrıştırırdı? İçinde yâr ve çocukların olmadığı mekâna ev denebilir miydi? “Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı, içinde salınan yâr olmayınca.” Ozan böyle diyordu. Şair Faruk Nafiz Bey’in Yolcu ve Arabacı şiirindeki arabacının “Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam.” sözlerini şimdi daha iyi anlıyordum fakat heyhat yedi yılda duygu ve his dünyamda o kadar büyük değişiklikler olmuştu ki ama kimin umurundaydı? İçimdeki yıkılışlar bir tek evimin ışıkları değildi ki. Sevgi ile ördüğüm, mücadele ile çözdüğüm, sabır ile dizdiğim bütün değerlerim un ufak olmuştu. Kısacası, gönül mabedimin mihrabı çökmüştü. Benim tenceremde dert, gönlümde ise acı kaynıyordu. O günlerde de dostum kalemim elimden hiç düşmemişti. Kalemim de olmasa muhakkak çıldırırdım. Kerem’in Aslı’ya yandığı gibi “evim” deyip yanmıştım. Ne yalnızlığımı paylaşabileceğim ne de öpüp koklayabileceğim kimsem kalmamıştı. Evim, kaybettirilen mutluluğumdu. Evim, birlikte çay içtiğimiz, karnımızı doyurduğumuz, ailemiz ve dostlarımızla birlikte konakladığımız hanımızdı. Evlerimiz, yorulduğumuz zamanlarda dinlenecek, sırtımızı yasladığımız dağımızdı. Evlerimiz, uykuya vardığımızda bizleri kucaklayarak ana şefkatiyle bağrına basan mekânlardı. Hâsılı evlerimiz, gönül sultanlarımızın bizleri beklediği, çocuklarımızın büyütüldüğü, onlara sevgi, saygı ve görgü kurallarının öğretildiği, bizi dinlendiren, neşe ve mücadele azmi veren müstesna bir mekânın adı değil miydi? “Yurdumdan, yuvamdan kovunca beni / Söyle için rahat etti mi evim Kırk yıllık nikâhın hatırı yokmuş / Yükselip rütbeler aldın mı evim Mazimi ararım, gözümde tüter / Akar gözyaşlarım, yanağım süsler Aşk sevdiğini, göz gördüğün ister / Sen kimin davulun çaldın be evim”

Elif Bezeli Kitap – Rana İslam Değirmenci

80,00
Bembeyaz sayfaya ilk harf yazılır: “Elif…” Kitaba ilk emirle başlanır: “Oku!..” Sayfaların tek hasreti uzun ince bir yol gibi… “Oku!” dendi yüreklere! Emre sadık kalmak için önce ‘Bir göz’ sonra ‘Bir baş’ çizilir, her başlangıca Baş Olan gibi… Kim, nereden bilmiş ki okumadan başa gelecekleri? Belli ki adı Kader!.. Sonsuz bir kitap gibi… Kitaptır… Kitaptır, O! Her sayfası bembeyaz yazılan ve her sayfası aydınlık okunan hayat gibi… Daha ilk sayfada görür gözler: Kitap ışıltılar içinde yazılır ya…

Bir’ce Seyyah – Rana İslam Değirmenci

105,00
İnsan, kuş misali kanatlanıp uçuyor; konduğu yerlere yürek izi bırakarak... Her göçte biraz daha topluyor kanatlarında, hayatın benzersiz, onca rengini... İnsan, kuş misali! Rüzgârın önünde gidiyor "Bir Nefeslik Hayat"ta yüreğiyle uçarak! Her göç, biraz daha büyütüyor insanı. Ve insan, daha sağlam duyuyor hayatın ahengini... Ve... Son sefere yürekleniyor; her bir göçle daha metin, daha içten hazırlanarak... İnsan, kuş misali...

Okulda Şenlik Var – Salman Kapanoğlu

120,00
Çocuklarınızın, okulda neler yaptığını hiç merak ettiniz mi? Çocuğunuzun başarısızlığı, onların dediği gibi gerçekten öğretmenlerde mi? Sahi başarısızlık kimde? Suç öğrencilerde mi, yoksa öğretmenlerde mi? Bu soruların cevabını bulmak ve okulda neler olduğunu görmek istiyorsanız, sizleri öğrenci ve öğretmenlerin başrolde olduğu, birbirinden güzel mizahî öyküleri okumaya davet ediyoruz. Yazar Salman Kapanoğlu’nun kaleme aldığı mizahî öyküler, sizi güldürürken düşündürecek.

Roman Fabrikası – Mustafa Bilgücü

340,00
Yavaş yavaş olmaya başlıyorlardı romancılarım. Bu üçü, büyük edebiyat ödüllerine aday olacaklardı. Kitapları çok satacaktı. On beş yaşındalardı artık. Yazdıklarına bakıyordum. Yeterince dramatik, çelişkili, dengesiz ve hastalıklı değildi. Fabrikanın kor ateşle yanan yüksek bacalı ocaklarına iki damla kan damlattım. Gençlerin gözleri önünde anne ve babalarına işkence etmeye başladım. Bu yaptığım yasal değildi. Ama kim takar ki? Çocuklar şöhretli ve zengin bir “çok satan yazar” olduklarını gördüklerinde anne ve babalarına işkence edip onları bir gece yarısı öldürdüğüm için belki bana teşekkür edeceklerdi. Yeterince acı çekmemişlerdi. Yazı kalitesi hâlâ tartışılıyordu. Ebeveynlerinin işkence görmesi ve öldürülmeleri de bu seviyeyi yükseltmemişti. O beli açık kızlar fabrika önünden geçmeye devam ettiler. Yazarlarım artık on sekiz olmak istiyorlardı. Ama üç sene daha vardı. Tabii onlar öyle sanıyorlardı. On sekiz olduklarında salıverileceklerini zannediyorlardı. Ama benim yazı kölelerimdi onlar. Ölünceye kadar benim için roman yazacaklardı…

Koca Çınar Mustafa Kemal Atatürk – Adam Silver

209,00
Koca Çınar Mustafa Kemal Atatürk hayatında yanıt veremediği tek insanla Mersin ziyaretinde karşılaşmıştı. Atatürk, Mersin gezisinde şehirde gördüğü görkemli büyük binaları işaret ederek çevresinde bulunanlara sormaya başlamıştı. “Bu köşk kimin?” “Kirkor’un.” “Ya şu koca bina kimin? “Yorgo’nun.” “Ya şu apartman kimin?” “O da Salomon’un.” Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: “Onlar bunları yaparken ya siz neredeydiniz?” Toplananların arkalarından yaşlı bir köylünün sesi duyulmuştu: “Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da, Arnavutluk dağlarında, Kafkasya’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam!” der. Atatürk daha sonra bu hatırasını anlatırken şöyle demiştir. “Hayatta cevap veremediğim yegâne insan bu ak saçlı ihtiyar olmuştur.”

Edebiyat Gazetesi – Yücel Aydın

180,00
1932 yılından Beş Hececiler isimli edebi topluluğun şairlerinden Orhan Seyfi Orhon tarafından yayınlanan Edebiyat Gazetesi, Alaska Yayınları bünyesinde 1 Ocak 2023 tarihinde yeniden yayın hayatına başlamıştır. Edebiyatseverlerin ilgisini çekmeyi tekrar başararak ayda ortalama 5 bin, yılda 50 bin okuyucuya ulaşan Edebiyat Gazetesi’nin ilk on iki sayısında Adam Silver, Ahmet Rıfat İlhan, Ahmet Yılmaz Tuncer, Akif Akın Cabı, Alper Kaya, Barış Bozdağlı, Cansu Işık, Cemal Öztürk, Coşkun Bulut, Deniz Boyraci, Deniz Sarıtop, Esra Kuran, Fırat Kasap, Habil Yaşar, Harun Tınas, Hazım Gökçen, Hüseyin Avni Cengiz, Hüseyin Yıldız, İlhan Kılıç, İlkay Coşkun, İlknur Kaya, İsmail Hilal, İsrafil Baran, Kadir Ersoy, Mavi Melek Sulu, Mehmet Ali Talayhan, Mehmet Memdoğlu, Mehmet Sayan, Muhammed Aytekin, Mustafa Bilgücü, Orhan Kumral, Orkun Cabi, S. Ali Ellikci, Selçuk Tanaydın, Sema Maşkılı, Sezgi Kaya, Şebnem Pişkin, Şeyma Yaşar, Tan Doğan, Umut Özkan, Yasemin Cebeci, Yücel Aydın gibi değerli isimlerin yazı, öykü, şiir ve söyleşileri yayımlandı. Zamanın akışında iz bırakan bir yolculuğa çıkan gazetemizin on iki sayısının tıpkı basımının yer aldığı bu kitap, öykülerle, makalelerle, şiirlerle ve söyleşilerle dolu bir hazinedir. Keyifli okumalar dileriz.

Ahir Zamana Yolculuk – Hamid Cengiz

245,00
"Ahir zaman" ifadesi kıyametten önceki asırlarda meydana gelen fitneleri ve savaşları kapsadığı gibi; astrofizik ve uzay gözlem, yapay zekâ, tıp ve diğer bilimsel alanlarda meydana gelen gelişmeleri de kapsar. Bu sebeple kitabın konuları çeşitlidir. Bu eserde dini ve bilimsel temelde paralel evrenler ve yedi Dünya konusu, derli toplu bir şekilde okuyucuyla buluşuyor. Uçsuz bucaksız bu evrende, insanların sadece bu Dünyada yaşadığını zannederiz. Ancak işin aslı öyle değildir. Kâinatta Hadis, tasavvuf ve diğer meselelerin de yer aldığı bu eserde Deccal ve Süfyani, Mehdi ve Yemani, Cehcah ve Kahtani, Nüzul-i İsa, Yec’üc ve Me’cüc, Dabbet-ül Arz gibi ahir zaman alametleri de asrımıza bakan yönleriyle irdelenmiş ve yaşanan tarihsel olaylarla irtibatlandırılmıştır.

Sitare’m – Okan Cevahir

109,00
Bazı kelimeler vardır tek başlarına pek anlam ifade etmezler ama yana yana gelince çok şey değişir insanın kalbinde. Basit ve hızlı söylenir bu kelimeler ama çok kişiyi hareket edemeyecek duruma sokmuştur. En sert yumruktan daha çok acı verebilir bazen ve bazen de anne sevgisine denk bir sıcaklık hissettirebilir kişiye. “İçeri girdim ve çıktım yüksekçe bir yere Urganı geçirdim evet ölüm bu bile bile Derin bir iç çekiş ve doldurdum ciğerleri Son kez, vermek istemiyorum aldığım bu son nefesi…” Bedeninde yaşanmış bir yalanın izleri oluşmaya başlıyor, gözleri doldu ağlamak istiyor işe yaramayacağını bile, bile… Yediremiyordu kendine… Bu sözlerden sonra nasıl sevebilirsin? Nasıl hâlâ fotoğraflarına bakıp iç geçirirsin? Nasıl? Kalbi bu yaraya alışık olmadığını o kadar belli ediyordu ki sanki o an canının çekileceğini anlamıştı. Ölüm ilk defa bu kadar kolay gelmişti ona. Ayrı kaldım gözlerden, sözlerden, gamzelerden. Bir aşk hikâyesi bu, sonu iyi bitmeyenlerden…

Mihrican Vurgunu – Fuat Bostancı

93,00
Mihrican vurgunu, güllere döndüm Beyaz yağmurlarda, yanar yüreğim Bir selâmın gelmez, yıllardan beri Her lahza adını, anar yüreğim İlkyaz hayâlimsin, düşümsün gece Şiirde mısramsın, dilimde hece İsmine türküler, söylerim nice Geleceksin diye, kanar yüreğim Gel bâd-ı sabâm ol, hazanım olma Ölüm fermanımı, yazanım olma Vîran edip gönlüm, bozanım olma Çıkıp geleceksin, sanır yüreğim Unutmak mümkün mü, mahsun bakışı Gözlerine mâhkum, ördüm nakışı Belki de son demim, ömür yokuşu Vuslatın çaremdir, söner yüreğim Ozan Fuat bekler, eline düştüm Yangının sönse de külüne düştüm Mecnun'dan da beter, çölüne düştüm Feryatla acıyı, banar yüreğim

KİTAP SATIŞ NOKTALARIMIZ

Türküler Susmaz – Gündoğdu Yıldırım

90,00
“Yıllardır türkülerimiz susturulmaya çalışılıyor. Baskılar gün geçtikçe artıyor. Biz bu baskılara hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyiz!” diyerek devam eden açıklama,

Arap Kızı – Gündoğdu Yıldırım

165,00
Leyla ile Mecnun kervanına bizi de kattın. Kendini de beni de yaktın. Kavuşamayanların destanını yazdırdın. Bir değil bin değil, milyonların sesi soluğu yaptın. Biliyorum seninle sonsuzlukta buluşacak, bir daha hiç ayrılmayacağız.

Ey Aşk – Gündoğdu Yıldırım

150,00
“Öğretmenim sizi Bahar Öğretmen çağırıyor,” dedi. Öğrenciyle beraber koşarak sınıfa çıktım. Sınıfta yerli malı kutluyordu. Bahar, “Hoş geldin, hadi bakalım, bak şunların tadına.” Öğrenci sıralarını dolaşıyor, yiyeceklerden tadıyordum. Bahar, “Bir de şunun tadına bak,” diye seslendi. Kendisine doğru döndüğümde, elindeki böreği ağzıma tuttu. O an Bahar’la göz göze geldik. Sanki olağanüstü bir güç gözlerimizin ışığını birbirine alıp veriyordu. Hayatımda hiç böyle olmamıştım. Gözlerini hiç kaçırmadı. Nerdeyse yirmi saniye donduk kaldık. Gözleriniz sizin anlatamadıklarınızı karşınızdakine hiçbir söz söylemeden anlatmanızı sağlar ya, tam da bu olsa gerekti. Bu bir tesadüf değildi. O anda gerçekleşiyordu. Bütün bedenim ve ruhum aynı şeyi hissediyordu. Birbirimizin görüş alanına giren gözlerimiz, ruhumuzu birleştiriyordu. Aylardır içimizde yaşattığımız duyguları gözlerimiz yoluyla anlatıyorduk. Kalbim bu heyecana daha fazla dayanamayacaktı. “Öğrencilerim beni bekliyor” diyerek sınıftan çıktım…

Aksaray Yöresi Halk Oyunları – Esra Aslan Türkcü

160,00
Aksaray’da hangi halk oyunları oynanmaktadır? Aksaray yöresi halk oyunlarının çeşitli bileşenleri (adlandırma, söz, müzik, ritim, sahneleme, çalgı aleti, kostüm, hareket cümlesi...) nelerdir? Halk bilimi bağlamda Aksaray yöresi halk oyunlarının işlevleri nelerdir? Halkbilimi açısından Aksaray yöresi halk oyunları hangi bağlamlarda icra (performans) edilmektedir? Aksaray yöresi halk oyunları kültürel değişimden nasıl etkilenmiştir? Aksaray yöresi halk oyunları kültürel değişim sürecinde nasıl bir süreklilik sergilemektedir? Bunlar gibi bir çok soruya yanıt veren bu eserde; Aksaray yöresi halk oyunlarını derleyerek ortaya koymak, ortaya konulan halk oyunları üzerine halkbilimi açısından bir inceleme yapmak için “İcra (Performans) Kuramına göre Aksaray yöresi halk oyunları hangi sosyal mekânlarda icra edildiğini ortaya koymak ve Türk halk oyunlarının Aksaray yöresi halk oyunları özelinde üstlenmiş olduğu günümüzdeki işlevlerini saptamaya çalışmak, kültürel değişim ve süreklilik bağlamında Aksaray yöresi halk oyunlarını incelemek, Aksaray’ın tanıtımına katkı sağlamak ve halk oyunları alanında araştırma yapanlar için literatüre katkı sunması amaçlanmaktadır.

Şevket ve Ben – Gündoğdu Yıldırım

160,00
Okulun bahçesinden izliyordum onları. Önümden geçerlerken minibüse baktım. Şevket’le göz göze geldik. İkimizin bakışları da çok şeyler anlatıyordu. Konuşmak isteyip de konuşamadıklarımız; içimizdeki o dayanılmaz zehir, gözlerimizde asılı kalmıştı.

Lice Tarihi ve Doğal Güzellikleri – Şebap Teker

600,00
Doğup büyüdüğün yerin tarihini bilmek, kendini bilmektir. Tarih, bilgidir, köktür, bilinçtir, bugünü doğru anlamak, geleceği isabetli tasarlamaktır. Elinizdeki kitap, yazarın doğum yeri olan Lice üzerine çok yönlü, kapsamlı bir araştırma, inceleme ve derleme yapıttır. Lice üzerine var olan yazılı hazineye yeni ve değerli bir katkıdır. Yazar Şebap Teker, uzun yıllarını alan sabırlı bir çalışmayla ulaşabildiği yazılı kaynaklardan Lice üzerine elde edebildiği bilgileri toplamış, bu bilgileri derli toplu biçimde kitabında okuyucuya aktararak, Lice’yi bilmek, tanımak isteyenlerin hizmetine sunmuştur. Yazar, eserinde Lice’nin dili, kültürü, renkli sosyal yaşantı tarzları, gelenek görenekleri, özetle entografik ve folklorik ögeleri üzerine bizzat yerli halkın zengin bilgilerini derleyerek yazılı ve kalıcı hale getirmiştir. Türkiye’nin yazılı bellek havuzuna akan yeni bir kaynak özelliğindeki bu eseri mutlaka okumanızı öneriyoruz.

Çocuklar Ne İster – Meryem İtimat

85,00
Hepimizin de bildiği gibi bir çocuğun ilk eğitimi ailede başlar. Yıllar önce bizler de çocuktuk. Geçmişin çocukları bugünün ebeveynleri oldu.

Lice Zirkileri Aile Tarihi – Fuat Işık

220,00
Bu kitap dört yıl boyunca titizlikle yürütülen yoğun bir çalışmanın ürünüdür. Kitabın hazırlanış sürecindeki temel prensibim nesnelliğe bağlı kalarak, tüm akrabalarıma aynı hassasiyetle yaklaşma isteği olmuştur. Bu çalışma ile unutulan aile hafızasının kayda alınacağını ümit ediyorum. Keyifli okumalar dilerim…

Patagonya Rehberi – Selçuk Tanaydın

250,00
Patagonya coğrafyası el değmemiş bir cennet, doğa ananın bir gövde gösterisi. Sırtçantalı gezginler ya da doğanın içinde lüks bir gezi arayanlar için Patagonya mükemmel bir seçim! Güney Amerika’nın güneyinde, rüzgârların, dağların ve buzulların dili hâkim. Likenlerin sardığı kadim ağaçlar, göğe değen sivri uçlu granit kayalar; Macellan pengueni ya da lamanın akrabası guanako gibi coğrafyaya özgü hayvanlar insanı her adımında şaşırtıp büyülüyor. Arjantin’den Şili’ye uzanan Patagonya, modernliğin giremediği korunaklı bir alan. Uçsuz bucaksız stepler yerini büyülü And dağlarına bırakır, buzullar sizi içine çeker, ormanlar konuşur. Dağların arasından akan bulutlar bazen durur, derin bir sessizlik hâkim olur. Patagonya herkesi büyüler. Bu kitapta dünyanın sonundaki fenerden buzullara uzanacağız. Milyon yıllık dinozor fosilleri, penguenler, balinalar göreceğiz. Sizler için kısa ve uzun rotalar çıkardım. Artık karar sizin. Patagaonya’ya gidemezseniz bile üzülmeyin, bu kitabın size mental olarak o duyguları yaşatacağına eminim. Büyülü Patagonya sizi bekliyor.

Kapadokya Öyküleri – İsrafil Baran

85,00
Kapadokya Öykülerinde; güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölgede insanların kuşaklar boyunca, ilmek ilmek örerek bugünlere getirdiği olağanüstü olayları bulacaksınız. Geçmişten günümüze zaman yolculuğu yaparak; perilerle çiftçinin dostluğunu, sevdiğine kavuşamayan âşıkların çilesini, göle dönüştürülen bir köyü, inançlarından vazgeçmediği için sürgün edilen kırk askeri, Kapadokyalı Uç Beyi Digenes’in kahramanlıklarını, İsa’dan sonra bölgeye Hristiyanlığı yayan Aziz Yorgos, Aziz Çoban Mamas ve Azize Nino’yu, sömürüye başkaldıran Amaz köylülerini, Hacı Bektaş Veli’yi, Erciyes ve Hasan Dağlarının öykülerini ilgiyle okuyacaksınız.

Nasıl Bir Eğitim – Gündoğdu Yıldırım

90,00
Ülkemizde eğitim sorunun temeli nedir? Çözüm için neler yapılması gerekir? Hangi reformlar hayata geçirilmelidir? Yazar Gündoğdu Yıldırım, bu can alıcı

Latin Amerika Seyahatnamesi – Selçuk Tanaydın

160,00
On yıl boyunca üç vardiyalı çalıştığım iş yerimde hayatımı artık otomatik pilota bağladığımı fark ettiğimde hemen işimden ayrıldım. Bir ay sonrası için Arjantin’e biletimi aldım. Büyük bir heyecanla hazırlıklara başladım. Öyle çok büyük planlar, rotalar da yapmadım. Evin duvarına dünya haritasını yapıştırıp da polisiye filmlerdeki gibi, bir ülkeden diğer ülkeye ip çekme gibi şeylere de girişmedim. Ya da bilgisayarda bir word dosyası açıp nerelere gidip neler yapılır gibilerinden bir liste de çıkarmadım. Tek yaptığım, nereden başlayacağıma karar vermek oldu ve tek yön bilet alıp gerisi doğaçlama gelişsin istedim. Zamanı gelince de ailemle ve arkadaşlarımla vedalaşıp, yanardağın birine atmak için de cebime eski sevgilimin yüzüğünü koyup uçağa bindim. Uçağa bindiğimde beni bu kıtada ne gibi maceralar beklediğini uzunca düşündüm. Düşünün ki bir kıtada yanardağlar, çöller, piramitler, Karayip sahilleri, korsan kasabaları, buzullar, yağmur ormanları, Amazonlar, antik kentler, tango, samba, salsa ve futbol olsun. İnka, Aztek ve Maya yerlileri de bu kıtada hâlen yaşıyor olsunlar. Latin Amerika kıtası, işte bunların hepsini ve daha fazlasını içeriyor. 60 yaşıma geldiğimde, geriye dönüp baktığımda “Harika bir film izledim.” diyecek kadar harika maceralar yaşadım. Bu kitabı okurken bu maceraları ve daha fazlasını hissedeceğinize eminim. Kendinizi bir gün buzulları seyrederken, bir başka gün yanardağda lavları izlerken bulabilirsiniz.
BASINDA ALASKA YAYINLARI

ULUSAL TELEVİZYONLAR

BASINDA ALASKA YAYINLARI

ULUSAL GAZETELER

YAZARLIĞA DOĞRU
Kitap Yayın Sürecinde

Sıkça sorulan soruların yanıtları burada!